Suç ve ceza neden bahsediyor ?

Ilayda

New member
Suç ve Ceza: Dostlar, Gelin Hep Birlikte Suçluluk Duygusu Yapalım!

Herkese merhaba! Evet, başlık sizi yanıltmasın, bu yazı kesinlikle yasal tavsiyeler vermiyor, ancak Kafkaesk bir şekilde vicdanımızı konu alacak bir yolculuğa çıkacağız. Suç ve Ceza… Ah, Dosto! Kim bu isyanın ve suçluluğun çaresizliğini görmedi ki? Neyse, fazla kasmayalım, çünkü burada önemli olan Dosto’nun değil, bizim suçluluk duygularımız! Gelin, “Suç ve Ceza”nın derinliklerine inmeden önce bir esprili bakış açısıyla, kadınlar ve erkeklerin bu eserde nasıl farklı bakış açıları sergileyebileceğini görelim. Spoiler: Herkes biraz suçlu gibi!

Erkeklerin Stratejik Düşünceleri ve Çözüm Odaklı Yaklaşımları

Erkekler, bu kitabı okurken ne yapar? Tabii ki çözüm odaklı yaklaşırlar. Dosto’nun suçluluk psikolojisine boğulan Raskolnikov’un içsel hesaplaşmalarını tartışırken, erkek forumdaşlar şöyle der: “Evet, adam suçu işledi, ama soruyu soruyorum: Bu kadar vicdan yükü ile başa çıkmak için ne yapmalı? Hangi stratejiyle temizlenmeli?”

Raskolnikov’un ‘suçlu muyum, değil miyim?’ sorusuna erkekler çoğu zaman 'Çözüm: Hızlıca teslim ol, cezanı çek ve olaydan bir şekilde sıyrıl' tarzında cevap verir. İşin içine rakamlar girecekse, hesap kitap yapılacaksa, pek de felsefi olmayan bir şekilde “Hadi, pratik olalım!” denir. İster kabul edin, ister etmeyin, erkekler suçu işledikten sonra “İyi de, ceza bana ne kazandıracak?” diye düşünürler. Bu da Dosto’nun olayını “işe yarar mı, yaramaz mı?” boyutuna taşır.

Erkekler suçu çoğu zaman adaletin terazi kefesi olarak görür, Raskolnikov’un kendisini açıklamaya çalıştığı noktada ise “Evet ama doğruyu yapmanın ve sonuca gitmenin yolu nedir?” diye sorarlar. Yani, sonuçta erkekler mantıklı ve sistemli bir çözüm arayışına çıkarlar. Belki de o yüzden suçu ‘çözme’ noktasında cezanın ne kadar pratik olduğu üzerine daha çok düşünürler.

Kadınlar ve İlişki Odaklı Empatik Yaklaşımlar

Şimdi de işin kadına odaklı kısmına bakalım. Kadınlar, “Suç ve Ceza”yı okurken olayın psikolojik ve duygusal yönlerine takılırlar. Raskolnikov’un içsel hesaplaşmaları, vicdan azapları ve ne yapacağını bilmemesi üzerine “Ayy, şu adama yardım edelim!” diye içlerinden geçirirler. Kadınlar Raskolnikov’un yaşadığı suçluluk duygusunu anlamaya ve onu rahatlatmaya çalışırlar.

Kadın forumdaşlar şöyle derler: “Çocuk, sen niye bu kadar kendini yiyip bitiriyorsun? Git, bir güzel Yeliz’le (yani Sonya) bir kafeye otur, çayı yudumla, derdini dök, biraz şarkı söyle… Belki sonra suçun kolayca affedilir.” Kadınlar olayları derinlemesine incelediklerinde Raskolnikov’un suçunun ‘duygusal’ bir yansıması olduğunu anlarlar. Onlar için suç, sonuçtan daha çok bir içsel yolculuk ve ilişki meselesidir.

Bunu bir adım daha ileri götürdüğümüzde, kadınlar suçlunun vicdanını rahatlatmaya çalışırken, bazen o kadar empatik olurlar ki, kendileri de suçluluk hissederler. “Evet, belki birilerini öldürmüş olabilirim ama nasıl rahatlatabilirim? Belki onlara sarılmak lazım...” Bu yaklaşımda bazen tüm dünyayı şefkatle kucaklamak ve herkese ikinci bir şans verme eğilimi ön plana çıkar.

Suç ve Ceza’da Kadınların ve Erkeklerin Duygusal, Stratejik Çatışması

Şimdi bu iki bakış açısını bir arada değerlendirelim. Erkeklerin çözüm odaklı yaklaşımı ve kadınların ilişki odaklı yaklaşımı, adaletin terazisinde nasıl dengelenecek? İşte burada Dosto’nun felsefi drama başlar. Erkekler, “Bunu nasıl düzeltebiliriz? Nasıl hızlıca sonuç alabiliriz?” diye düşündükçe, kadınlar, “Peki ya suçluluk duygusuyla başa çıkmak? O duyguyu nasıl yönlendirebiliriz?” diye sorgularlar.

Olayın sonunda ne olacak? Forumda herkesin konuya farklı bakış açılarından yaklaşması, işin içine kendi duygusal karmaşalarını katması... Gülümsediğiniz bir nokta bulabilirsiniz! Belki de çözüm şu: Hem vicdan hem adalet. Erkekler çözüm üretirken, kadınlar anlayışla yaklaşıyorlar. Ama kesin olan bir şey var: Suç ve Ceza, her iki tarafı da düşündürüp, gülümsetiyor.

Gelin, Hep Birlikte Suçluluk Duygusu Yapalım!

Ve işte final: Raskolnikov’un vicdanını rahatlatmak için forumda hep birlikte bir çözüm arıyoruz. O zaman hadi, hep birlikte suçluluk duygumuzu serbest bırakalım ve adaletin ne olduğunu tartışalım! Hangi karakteri daha çok anlıyorsunuz? Erkeklerin stratejik çözüm arayışını mı, yoksa kadınların empatik yaklaşımını mı? Yoksa Raskolnikov’u kurtarmak için hepimiz aynı kaderi paylaşmak zorunda mıyız?

Yorumlarda buluşalım ve suçlu olduğumuzu kabullenerek, belki de gülerek cezamızı çekelim! :)